Merkel ve Obama NSA skandalını hafife aldı
Eklenme Tarihi : 26 Ekim 2013
Kategori : Haberler

Fransa’dan Le Monde gazetesi dinleme skandalıyla ilgili yorumunda, dün Brüksel’deki AB Zirvesi’nde bir araya gelen Almanya ve Fransa liderlerinin, gizli servisler arasındaki işbirliğinin çerçevesinin çizilmesi yönünde aldığı karara değiniyor. Gazete, ‘Hollande ve Merkel Obama’yı cezalandırıyor’ başlıklı yorumda şu satırlara yer veriyor:

“Cumhurbaşkanı François Hollande, Merkel’in cep telefonunun dinlenmesi iddiası öncesinde de NSA’in dinleme skandalını AB’nin 28 devlet ve hükümet başkanının buluşacağı zirvede gündeme getirme niyetindeydi. Şimdi Angela Merkel de onun tarafında. Washington için çok üzücü bir durum. Sonuç olarak AB’nin iki ağır sıkletinin Obama yönetimini cezalandırması, her gün rastlanan bir durum değil. Üstelik bu, sonucunun başarılı olması hem Washington hem de Brüksel için çok büyük önem taşıyan AB ile ABD arasındaki serbest ticaret bölgesi müzakerelerinin yapıldığı bir döneme denk geldi.”

Hollanda’dan de Telegraaf gazetesi ise aynı konuyla ilgili ‘Merkel ve Obama NSA skandalını hafife aldı’ başlıklı yorumda şu görüşlere yer veriyor:

“Hem Angela Merkel hem de ABD Başkanı Barack Obama Amerikan Ulusal Güvenlik Kurumu’nun (NSA) dinleme skandalını hafife aldı. Aslında yazın Amerikan gizli servisinin yabancıları dinleme skandalının nasıl devasa bir boyutta olduğu belliydi, Merkel bakanlarını Washington’a göndermişti. Bu bakanlar daha sonra dinleme skandalının boyutunu gizlemeye çalıştı. Şimdi Berlin’deki ABD Büyükelçisi’nin Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması o dönem sergilenen gizleme çabasının boşuna olduğunu gösteriyor. Alman hükümeti, NATO’daki en önemli müttefikine öfkeli. Bu sadece Amerikalılar için üzücü değil, Merkel için de siyasi bir sorun. Federal İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich daha iki ay önce ‘Suçlamalar gündemden kalktı. Skandal halloldu. Alman hükümeti dinlenmedi’ açıklamasını yapmıştı. Şimdi gözlemciler geriye dönüp baktığında bunun büyük bir hata olduğu yorumunu yapıyor.”

Danimarka’nın liberal Politiken gazetesi ise konuyla ilgili yorumunda Amerika’nın dinleme skandalının çok ileri bir boyuta ulaştığını belirterek, şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Medya organlarının Merkel’in cep telefonunun Amerikan gizli servisince dinlendiğini yazmasının ardından Almanya Başkanı Angela Merkel’in nasıl öfkeli bir sesle ABD Başkanı ile telefon görüşmesi yaptığı, tahmin edilebilir. Dinleme skandalına dair deliller kuşku götürmez. ABD, müttefikinin güvenini suistimal etti. Bu durum AB’nin tamamının diplomatik bir tepki göstermesini, dinlemenin kapsamının açıklığa kavuşturulmasını ve Amerikan tarafının bu yöntemleri artık kullanmayacağının güvencesini vermesini gerektiriyor. Özgür dünyanın lideri olarak nitelendirilen ABD’nin dostlarına, özgür toplumların hak ettiği saygı ve onura uygun davranmaması, çok derin bir hayal kırıklığı.”

 

 

Ulusal gazetelerden Süddeutsche Zeitung skandalın Almanya’da büyüme ihtimaline değiniyor.

“Angela Merkel ve başbakanlığın, ABD’nin dinleme skandalına ilişkin temmuz ayında söylediklerinden daha fazla şey bildikleri ve bu bilgileri seçim kampanyası nedeniyle gizli tuttukları ortaya çıkarsa, o zaman NSA skandalına bir de Almanya’nın skandalı eklenir. Zira böyle bir durumda seçmenin aldatılması da söz konusu olur. Gelişmeler, meclis araştırma komisyonunun kurulmasını gerektiriyor. Ancak burada da büyük koalisyon kurulmadan önce muhalefetin sesinin ne kadar zayıf kaldığı göze çarpıyor. Zira Başbakan Merkel’in ABD’ye karşı gecikmiş sert tepkisine, Sosyal Demokrat Parti’nin müstakbel koalisyon ortağına gecikmeli yumuşaklığı eşlik ediyor.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung’un ABD’yi sert bir şekilde eleştiren yorumunda ise Alman hükümetinin aptal yerine konulduğu görüşüne yer veriliyor:

“Başbakan Merkel, Obama yönetiminin terörle mücadelede her türlü ölçüyü kaçırdığını ve çok açık bir biçimde dostla düşmanı ayırt edemediğini, kendi kulağı ile duymuş oldu. Washington dinleme operasyonlarıyla dört dostuna büyük ayıp etmiş oldu. Hatta Almanya Başbakanı ve kabinesi iki kat kandırılmış oldu. Zira muhtemelen dinlenmeye devam edilirken, hükümet kanadı, Amerikalıların asla böyle bir şey yapmayacağına kefil olma saflığını gösterdi. Başbakanlık Dairesi Başkanı Ronald Pofalla, ağustos ayında NSA skandalının kapandığını bildirmişti. Atlantik’in karşı yakasındakiler buna mikrofon bile gerektirmeyecek kadar yüksek sesle gülmüş olmalılar. Almanya ve AB, Washington’un iyi niyetine artık daha fazla güvenemez.”

Essen’de yayımlanan Neue Ruhr/Neue Rhein Zeitung ABD’nin dostlarını dinleme huyundan vazgeçebileceğine ihtimal vermiyor:

“Edward Snowden’in ifşaatıyla ortaya çıkan kural ihlalleri personel olduğu kadar yapısal bakımdan da radikal değişiklikleri gerektirmektedir. Samanlıkta toplu iğne aramak için küresel boyutta bilgi toplama çılgınlığına artık son verilmelidir. Lâkin ABD geri adım atmayacaktır. Avrupa bu yolu tek başına kat etmek zorundadır. Ancak internette ABD’nin çalmasına meydan vermeyen ve özel ile devlet arasındaki çizgiyi yeniden belirleyen bir güvenlik mimarisi kurulması şartıyla Amerikan Büyük Biraderi’nin veri hırsızlığı kısmen de olsa önlenebilir. İnşallah öyle olur.”

Frankfurter Rundschau gazetesinde ise şu satırları okuyoruz:

“Amerikan Anayasası, ‘Bütün insanlar eşit doğar’ der. Anlaşılan, Amerikan istihbarat servislerinden Ulusal Güvenlik Ajansı bu mesajı son derece ciddiye alıyor. Madem istediği Almanı dinleyebiliyor, o zaman Alman milletinin en üstteki hizmetkârı Başbakan Angela Merkel’i neden dinlemesin. Merkel’in infiali yalandan bile olsa, bu hadise önemli bir fırsattır. Şimdi insanlık tarihindeki en kapsamlı dinleme operasyonunu bastırmak için süre kazanılmıştır. Yurttaş, siyasetçileri beklemeyip, sürekli dinlenmeye karşı kendiliğinden harekete geçmelidir. Bir zamanlar çoğumuzun insan hakları ile siyasi ve fikir hürriyetleri alanlarında örnek aldığı bir ülkenin şimdi bu hürriyetleri tehdit eder hale gelmesine kimse tepkisiz kalamaz.”

 

Muhafazakâr Fransız gazetesi Le Figaro, Amerikan Ulusal Güvenlik Kurumu’nun Almanya Başbakanı Angela Merkel’in cep telefonunu dinlediği yönündeki iddiaları ve Merkel’in konuyla ilgili olarak ABD Başkanı Barack Obama’yı telefonla aramasını yorumluyor. “Angela Merkel ABD’den şüpheleniyor” başlıklı yorumda şu satırlar dikkat çekiyor:

“Almanya Başbakanı Angela Merkel, Amerikan gizli servisleri tarafından dinlenmiş olabilir. Kişisel bilgilerin güvenliği konusunun da gündemde olacağı AB Zirvesi öncesinde bu haber, ABD’ye yönelik bir uyarı ateşi ve AB’nin bu konuda kararlı bir tepki sergilemesi için bir çağrı anlamına geliyor. Avrupa, Amerikan Ulusal Güvenlik Kurumu’yla (NSA) ilgili dinleme skandalını yeni keşfetmiyor. Ancak Angela Merkel’in kendisiyle ilgili suçlamayı dile getirmesiyle bu olay, muazzam bir boyut kazanmış oldu.”

Hollanda’da de Telegraaf ise Başbakan Angela Merkel’in cep telefonunun dinlendiği iddialarıyla ilgili yorumunda şu satırlara yer veriyor:

“Tıpkı ülkeler gibi devlet başkanlarının da dostu yok, söz konusu olan sadece çıkarlar. Ancak Obama bu durumu renkli bir hale dönüştürüyor. Kişisel ilişkiler ve diplomatik duyarlılık olmaksızın uluslararası alanda ilerleme sağlamak mümkün değil. Casusluk kuşkusuz dünyanın en eski mesleği. Sosyal medyada yürütülen kapsamlı kampanyaların da etkisiyle yeniden bu göreve seçilen bir Başkan’ın modern teknolojiye ağırlık vermesi şaşırtıcı değil. Aynı şekilde devletin vatandaşlarını sürekli dinlediği eski Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nde yetişen Angela Merkel’in dinlenme iddialarına gösterdiği öfke de anlaşılabilir. Dost bir Başbakan’ın kişisel telefonunun dinlenmesi ile çok ileriye gidilmiş olunuyor.”

 

Fransız Le Monde gazetesi Amerikan Ulusal Güvenlik Kurumu NSA tarafından Fransa’da yapılan dinleme faaliyetleri ile ilgili şu yorumu yapıyor:

“Edward Snowden’in yaptığı ifşaatlarla birlikte artık şu kesin: Yeni teknolojilerin küresel Big Brother gözetlemelerini mümkün kıldığı bu devirde bu olgunun özgürlüğümüz üzerindeki etkilerini tartışmak son derece önemli. İngiltere ve Almanya’da NSA tarafından kişisel verilerin ‘emilerek toplanmasının’ keşfedilmesi ve iç istihbarat servislerinin de buna dâhil olduğunun ortaya çıkması ateşli tartışmalara yol açmıştı. Fransa’nın da bu tartışmalara katılması arzu edilir bir gelişme olur. Hatta Avrupa Birliği’nin bu fırsatı değerlendirmesi de…”

İtalyan La Repubblica gazetesinin aynı konudaki yorumu ise şu şekilde:

“Elektronik gözetleme çağımızın büyük silahı. Bu anlaşılmaz sistem düşmanların en gizli, müttefiklerinse en güvenilir köşelerine kadar ulaşabiliyor ve casusluk yapabiliyor. Dostlar ve düşmanlar arasında bir ayrım yok. Ne var ki elektronik gözetleme sadece orduyu ilgilendirmiyor, bizlerin özel ve son derece samimi yaşantılarımıza kadar dalıyor ve demokratik haklarımızı zedeliyor. New York’taki 11 Eylül saldırılarından sonra kıymeti son derece artan elektronik kulağın kullanımı bir tehlikeye dönüştü çünkü güvenlik ile kamusal ve kişisel alanda özgürlük ve bilgi edinme hakkı arasındaki dengeler kurulamadı.”

 

Fransız Le Monde gazetesinin, Amerikan istihbaratının Fransız vatandaşlarını da dinlediği yönünde yayımladığı haber Avrupa’yı yeniden ayağa kaldırdı. Amerikan Ulusal Güvenlik Kurumu NSA’nın diğer Avrupa ülkelerindeki internet ve telefon bağlantılarını izlediği yönünde eski ajan Edward Snowden kaynaklı haberler aylardır Avrupa’yı karıştırmıştı. Le Monde’un haberine göre NSA sadece Aralık 2012-Ocak 2013 arasında Fransa’daki 70 milyon 300 bin telefon görüşmesini dinledi.

Süddeutsche Zeitung’un konuyla ilgili yorumu şöyle:

“Fransa’daki sert protestoları, ülkenin zaten Amerika’ya karşı ezelî nefret-sevgi ilişkisine bağlayanlar yanılıyor. NSA’nın yaptıkları, Fransızlar gibi Avrupalı vatandaşların da haklarını ihlâl ediyor. Dış istihbarat birimi BND yoluyla, Amerikan istihbaratıyla Fransa’dan daha yakın ilişkiler içinde bulunan Alman hükümetinden de özel alanın korunması konusunda daha açık ve net ifadeleri daha sık dile getirmesi beklenir. En azından son olayın ortaya çıkarılmasının zamanlaması Paris’in işine geliyor. Cumhurbaşkanı François Hollande ve hükümeti haftalardır ülke içinde bir krizden diğerine sürükleniyor. Bu sefer suçlu nihayet dışarıdan geldi.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung‘un konuyla ilgili yorumunda ise şu satırlar yer alıyor:

“Veri kayıtları dışında kimin ve neyin tam olarak dinlendiği belli değil. Aralarında ABD’de iş yapan hatta hükümet çevreleriyle bağlantısı olan Fransız girişimcilerin de bulunduğu şüphesi her halükârda geçerliliğini koruyor. NSA skandalı, kendisi de dinleme işlerinde oldukça çalışkan istihbarat birimlerine sahip olan Fransa’da şimdiye kadar çok büyük bir fırtınaya yol açmamıştı. Ama muhtemelen şimdi iş değişti. Konunun sadece terörle ya da suç örgütleri ile mücadele olduğu, normal uslu vatandaşın korkmasına gerek olmadığı yönündeki iyimserlik, toplanıp kaydedilmiş veri kitleleri karşısında neredeyse hayal gibi kalıyor.”

Kaynak: Deutsche Welle Türkçe

All material presented herein is believed to be reliable but we cannot attest to its accuracy. Opinions expressed in these reports may change without prior notice. Alper Korkmaz and/or the staffs may or may not have investments in any funds cited above as well as economic interest. Alper Korkmaz can be reached at alper@alperkorkmaz.com

Trading foreign exchange on margin carries a high level of risk, and may not be suitable for all investors. The high degree of leverage can work against you as well as for you. Before deciding to trade foreign exchange you should carefully consider your investment objectives, level of experience, and risk appetite. The possibility exists that you could sustain a loss of some or all of your initial investment and therefore you should not invest money that you cannot afford to lose. You should be aware of all the risks associated with foreign exchange trading, and seek advice from an independent financial advisor if you have any doubts. Please read full risk warning.