Büyük ve giderek güçlenen bir ekonomi: Türkiye
Eklenme Tarihi : 27 Şubat 2014
Kategori : Günlük Analiz

Türkiye’nin “Kredi Derecelendirme” kuruluşlarından olumsuz not almasının asıl sebebi, potansiyel gücünün çok yüksek olmasındandır. Küresel sermaye o kadar da güçlü bir Türkiye istemiyor; bu çok açık.

Döviz borcunun yükselmesi sonucu yükselen döviz kurları, işletmeleri döviz borçlarını ödeyemez hale getirir. Dövizle borçlanan ya da yatırım yapan işletme ve bankalar iflasa sürüklenir. Büyük darbe alan ekonomide; tüketici güvenini kaybeder tüketim azalır, mal ve hizmet fiyatları geriler, işletmeler faaliyetlerini durdurur, işsizlik yükselir…

İşte bu temel analiz ile Türkiye’nin notu “yatırım yapılabilir” seviyesine yükseltilmedi. Yükseltilen not ise gerçeği yansıtmıyor.

Bu görüş ekonomi için temel analizin başlangıcıdır. Temel analiz demek rakamlara bakmadan ekonomiyi yorumlamaktır.

Kısa süre önce G20 Zirvesi gerçekleşti. G20 zirvesi dünya ekonomisi için büyük bir gelişmedir. 20 ülkenin ekonomik kalkınma için ortaklaşa adımlar atması piyasalar tarafından dikkatle takip edilir.

Şimdi 2008’i başlangıç kabul ederek hem dünyaya hem de Türkiye’ye bakalım.

2008 yılında Amerika’da mortgage krizi ile Amerikan şirketlerinin iflası geldi. Ak Parti’nin kapatma davasının da olduğu günlerde Türkiye, hem Amerika’nın finansal kriziyle hem de siyasi tansiyonun yükselmesiyle mücadele eder konumdaydı.

Dolar/Türk Lirası, kısa sürede 1.2’den, 1.7’ye kadar yükselmişti. 1.5-1.7 arasında fiyatlanan döviz kuru oluştu.

2008 öncesi 30 milyar dolar olan reel sektörün borcu 110 milyar dolar  seviyesine yükselmişti.

Türkiye 2009’da %9 küçülüp, 2 yıl içinde%9 üzeri büyüme yakaladı.

Bu tabloya göre Amerikalı şirketlerin iflası ya da kamulaştırmaları gerçekleştirilirken Türkiye’nin de iflas etmesi gerekiyordu. Ama olmadı.

2011 yılında ise AB ekonomisinde iflaslar  başladı. Yunanistan ve Güney Kıbrıs iflas etti. İtalya, Portekiz ve İspanya borçlanamaz hale gelerek iflas noktasına yaklaştı. Euro cinsi varlıklar değer kaybederek teminat olarak bile kabul edilmedi. Avrupa Merkez Bankası, piyasaya müdahale ederek 3 yıllık bankalara limitsiz kredi verdi.

Şirketlerin borcu 200 milyar dolar seviyesindeyken, Türkiye büyüme gücünü kaybetmiş %3 büyüme yakalamıştı. Dolar/Türk Lirası bu dönemde 1.7-1.9 arasında fiyatlanmaya devam ediyordu.

Döviz borcu yükselen şirketlerin yüksek döviz kurundan etkilenmesi beklenirken büyüme hafif değer kaybetmiş, beklenildiği gibi iflaslar gelmemişti.

2013’un ikinci yarısında Amerika Merkez Bankası (FED) parasal genişlemeyi durduracağını açıkladı. Açıklamaların olduğu zamandan önce Türkiye’de ‘’Gezi Olayları’’ siyasi tansiyonu yükseltti.

Hem FED hem de Türkiye’nin iç dinamikleriyle Dolar/Türk Lirası 2.2’ye  yükseldi.

FED’in parasal genişlemeyi tamamen durdurmasına Hindistan, Japonya ve Brezilya ekonomi yöneticileri karşı çıkarken Euro bölgesi  “gerektiğinde müdahale edeceğiz” diyerek karşılık verdi. İngiltere’nin ise, sterlin faizlerini 50 baz puan yükseltmesi bekleniliyor. Kanada ekonomisi parasal genişlemeden ilk nasibini olan ülke oldu. Ülkede ekonomik göstergeler her geçen gün kötüleşmeye devam ediyor.

Amerika Eski Dışişleri Bakanı H. Kissinger’in 2011 yılında, “Çin’in dünya lider olması mümkün değil. Dünya lideri olması için tüm bölgelerine hakim olması gerekiyor” açıklamaları ile Avustralya ekonomisinden kriz sinyalleri gelmeye başlamıştı. Dünyaca ünlü yatırımcı G. Soros’un bu söylem üzerine Avustralya Dolarında satış pozisyonu alarak 2 yıl içinde 1 milyar dolar kâr elde ettiği, kısa süre önce Amerika sermaye piyasaları tarafından açıklanmıştı. 2011 Eylül’ünde AUD/USD  (Avustralya Doları) 1.06’dan, 0.86’a  kadar gerilemişti.

Tüm bu gelişmeler olurken Japonya depremi, Arap Baharı, Suriye iç savaşı ve son olarak da Ukrayna iç savaşı önemli ekonomik dengelerin değişmesine sebep oldu.

Sonuç olarak 2014 yılında G20 dönem başkanı olacak Türkiye ekonomisi tüm dünyanın dikkatini çekmektedir. 2008 finansal krizi sonrasında 3 defa G20 zirvesi gerçekleşti. En son Sidney’de yapılan toplantıda istenen sonuç çıkmadı.

Arap Baharı’ndan ve Suriye’nin iç savaşından en büyük faydayı sağlayan Rusya, son günlerde Ukrayna’da istediğini almış oldu. HSBC’nin Kazakistan’da bankacılık sektöründen çıkmasının nedenlerinden biri de Rusya’nın istediği bölgelere hakim olacak güce kavuşmasıdır.

Son olarak Kıbrıs’ın birleşmesi kaldı. İlerleyen günlerde Kıbrıs birleşirse Rusya savaşı biraz daha büyütmek isteyecek bir denge savaşına kadar girecektir.

Türkiye tüm bu dengeler kurulurken, hem iç hem dış dinamikler ile baskı altındadır. Dünyayı değiştiren ekonomik kriz Türkiye’yi değiştirecek kadar güçlü değildir. Türkiye büyük bir güç olmuştur.

All material presented herein is believed to be reliable but we cannot attest to its accuracy. Opinions expressed in these reports may change without prior notice. Alper Korkmaz and/or the staffs may or may not have investments in any funds cited above as well as economic interest. Alper Korkmaz can be reached at alper@alperkorkmaz.com

Trading foreign exchange on margin carries a high level of risk, and may not be suitable for all investors. The high degree of leverage can work against you as well as for you. Before deciding to trade foreign exchange you should carefully consider your investment objectives, level of experience, and risk appetite. The possibility exists that you could sustain a loss of some or all of your initial investment and therefore you should not invest money that you cannot afford to lose. You should be aware of all the risks associated with foreign exchange trading, and seek advice from an independent financial advisor if you have any doubts. Please read full risk warning.