ABD tek başına batmaz !!!
Eklenme Tarihi : 6 Ekim 2013

Katranı kaynattık olmadı şeker …Bundan sonra ne kadar kaynatırsan kaynat olacağı zifttir…

 

2008 sonrası denetim kurumları ülke yönetimleri beraber birtakım geçici çözümler üretmişlerdi.Yaklaşık 3 yıl süren kısa vadeli toparlanma 2011 başında bitince Amerika Merkez Bankası parasal genişlemeyi biraz daha artırdı.Finansl kriz ile çabalayan bazı ülkeler tüm seçeneklerini kullandıkları için yapacakları çok şey olmadığını görünce ülke yönetimini değiştirdirmeye karar verdiler.Nerdeyse tüm ülkelerin ya siyasi yönetimi yada merkez bankası yöneticileri değişti.Piyasada yer alan toksin dediğimiz herhangi bi teminat değeri olmayan her türlü yatırım aracı Fed tarafından satın alındı.İşin daha detaylı kısmından görünmeyeni FED’inde bir limitin olmasıdır.

Son dönemde FED parasal genişlemeyi azaltabilir görüşleri ile nerdeyse piyasalar yatay hareket ediyor diyebiliriz.Fon yöneticilerine göre Dowjones’un 14800-15700 arasında fiyatlanması küçük bir getiri sağladığı için kimse havasında değil diyebilirim.Bir hisse senedine yatırım yapan  kişi ve kurum faizlerin üzerinde getiri elde etmelidir ki büyüme gerçekleşsin.Bu tip ortamlarda fon yöneticilerin yaptığı kısa vadeli al-satlardan oluşuyor.Bu benim düşüncem.2008-2011 arası fiyatlanmları göz önüne aldığımda bu düşünceye kapılıyorum.

FED’in çabası ile şirketler kısa sürede ellerinde bulunan varlıkları nakide çevirerek yeni mal ve hizmetler için çalışmalara başladılar.Fakat 3 yıl boyunca dünyanın her bölgesinde ekonomik ödeme gücünün giderek düşük oranlara düşmesi şirketlerin kar marjını artıramadı.Öncelikle Japonya depremi daha sonra Avrupa’da devam eden italya gibi ekonomik devin ödeme gücünü kaybeder gibi olması çok uluslu şirket yöneticilerin farklı görüşlere kapılmasına neden oldu.

Belki kısa sürede bir büyüme oldu.Fakat bu büyüme sürdürülebilir değildi.Çünkü düşük faizler şirketleri zor duruma sokuyordu.Faizlerin düşük olması belki ilk başta iyi bir gelişme olarak görünebilir.

Faizlerin düşük olması hisse fiyatlarını yükseltti.Yükselen hisse senetleri şirketler çok iyi daha büyük işler yapacak zannedilerek emtia fiyatları yükselmeye devam etti.Yüksek mal fiyatlarına siyasi sorunlar eklenince petrol fiyatlarının yükselmesi taşıma maliyetlerini yükseltti.Ürünün fiyatına taşıma maliyetleri eklenince enflasyon ortaya çıktı.Merkez Bankalarının enflasyonu yanlış ön görmeleri döviz cinslerini etkiledi.Dövizlerin karışık seyri vadeli işlem satışlarını düşürttü.Düşen ürün talepleri ile stok malları azaldı.Azalan mallar yanlış algılanarak fiyatlar bir kez daha yükseldi.Bu şekilde piyasa çıkışı olmayan bir tuzağa kapılmış oldu.

Geçtiğimiz hafta gündeme düşen ama uzun süredir beklenen ABD borçlanma limiti kısa sürede zirveye ulaşacak.Şimdi ABD’de yaklaşık 800 000 çalışan ücretli izinde.Kapanan faaliyeti askıya alınmış yerleri boşverin.Biz şunu konuşalım.ABD’nin kime borcu var?ABD kime ödeme yapamıyacak?

ABD’nin 946 milyar $ Çin’e,840 milyar $ Japonya’ya,yaklaşık 250 milyar $ vergi cenneti dediğimiz ülkelere,200 milyar $ Petrol çıkaran ülkelere,180 milyar$ yeni gelişmeye başlamış Brezilya’ya borcu var.

Japonya ABD’nin bu ödemeleri yerine getireceğine inanıyor.

Şimdi bırakın bu ödeme sorununu..Başka bir noktaya bakalım.Petrol çıkaran ülkeler birlik olmuş olsa 200 milyar $lık tahvil-bono vb. ödemesini piyasaya satmaya başlasa kim satın alacak?

Buna cevap vermek gerçekten zor.Bunuda geçelim.Sattığını varsayalım.Benim 100 milyar $ım olsa petrol ülkelerinden bu tahvillerin hepsini %50 düşük fiyata almaya çalışmam mı?

Neden alayım derseniz?

Aynı durum Avrupa’da özellikle ispanya ve italya tahvil ihalelerinde gerçekleşmiş idi.Faizler %4-6 arasına yükseldi.Çünkü nakite ihtiyaçı olan bunu daha yüksek maliyetle borçlanarak yapıyordu.Yani nakite ihtiyacı olan kişi ve kurumlar ellerinde bulunan her türlü yatırım aracını %50 e yakın oranda değerinin altınsa satıyordu.Avrupa’nın zor günlerinde ben bu tür durumlara şahid oldum.2030 Vadeli milyon euroluk değerindeki tahvil Amerika tarafından teminar olarak kabul edilmediğinde Avrupa veya diğer bölgelerde fiyatnın çok altına satıldı.

ABD için durum biraz farklı…Borcunun büyük olduğu ülkelere faizleri yükselterek 1-2 yıl vade isteyebilir.Tabi bu duruma gelinceye kadar birçok ülke nakit sorunu ile karşılacaktır.Nakit her zaman iyidir.Borcu olan kişi ve kurumlar öncelikle hisse senetlerini satarak borçlarını ödemeye gidebilirler.Daha sonra gayrimenkul,tahvil gibi ürünlerine nakde çevirmeye çalışırlar.

ABD şirketlerin %90ı borçlanarak mal ve hizmet ürettiği için hisse senedi piyasaları kısa sürede dipleri zorlayabilir.

Altın için karışık bir durum ortaya çıkacaktır.Bu konuda isteyen olur ise mail gönderebilir.alper@alperkorkmaz.com  Piyasada bu risk nasıl fiyatlanır hafta içinde paylaşmaya çalışacağım. twitter.com/alperfrx yazılarımı takip edebilirsiniz.

 

 

FED 2009da toksin varlık alırken aynı zamanda Altın fonu ve fiziki altın satın aldı.Birçok sektöre ait hisse senedide vardır.1980 yılında 850$ olan altın/ons fiyatı 29 yıl sonra bu seviyeyi geçerek 1950$a kadar yükseldi.

All material presented herein is believed to be reliable but we cannot attest to its accuracy. Opinions expressed in these reports may change without prior notice. Alper Korkmaz and/or the staffs may or may not have investments in any funds cited above as well as economic interest. Alper Korkmaz can be reached at alper@alperkorkmaz.com

Trading foreign exchange on margin carries a high level of risk, and may not be suitable for all investors. The high degree of leverage can work against you as well as for you. Before deciding to trade foreign exchange you should carefully consider your investment objectives, level of experience, and risk appetite. The possibility exists that you could sustain a loss of some or all of your initial investment and therefore you should not invest money that you cannot afford to lose. You should be aware of all the risks associated with foreign exchange trading, and seek advice from an independent financial advisor if you have any doubts. Please read full risk warning.