ABD Başkanlık Seçimleri
Eklenme Tarihi : 30 Ağustos 2016
Kategori : Günlük Analiz

 

Amerika’da 58. Başkanlık seçimleri 8 Kasım 2016 tarihinde yapılacak. ABD’de başkanlık süresi 4 yıl olarak belirlenmekte ve seçilen başkanın en fazla 2 dönem görev süresi bulunmaktadır. Şuan ki başkan Barrack Obama’nın iki dönem başkanlık yaptığı için bu seçime katılma hakkı bulunmamaktadır. ABD’de Başkan olabilmek için 35 yaşını doldurmuş olmak, doğal yollardan Amerikan vatandaşı olmak (anne-babadan dolayı kazanılan vatandaşlık hakkı veya ABD topraklarında doğmuş olmak) ve en az 14 yıl ABD’de ikamet etmiş olmak gerekmektedir. Yani göçmen olarak ABD’ye gelen bir kişinin başkan seçilebilme ihtimali bulunmamaktadır.
2016 yılında yapılacak seçimler için partiler kendi adaylarını belirlemişlerdir. Cumhuriyetçi tarafı Donald Trump, Demokrat tarafı ise Hillary Clinton temsil etmektedir. Yaklaşık 3 ay sonra yapılacak seçimler için 2 aday arasındaki yarış şiddetli bir şekilde devam etmekte ve ABD tarafında uzun yıllardır görülmeyen bir ayrışma, bu iki aday arasında yaşanmaktadır.

Seçim yarışında dikkat çeken konular arasında İslam ve göçmen karşıtı durum yakından takip edilmektedir. Donald Trump bu iki alanda da rakibi Hillary Clinton’a göre çok daha agresif bir izlenim gösteriyor ve ülkede yaşayan göçmen ve Müslümanlar hakkında oldukça sert bir tutum izliyor. Trump’ın bu söylemleri belirli bir seçmen kitlesini de oldukça etkilemiş gözüküyor. Donald Trump yaptığı konuşmalarda Amerika’nın büyük bir bataklık içinde olduğunu; suç ve güvenlik sorunu, yasadışı göç, terörizm ve uluslararası ticaret gibi konularda ABD’nin kurtarıcısı olacağını ifade edip, bu gibi olumsuz durumları sadece kendisinin çözebileceğini anlatmaya çalışmıştır.

Oluşturduğu kriz ortamı ile seçmenler için kurtarıcı imajı çizen Trump’ın vaatleri arasındaki Meksika ABD sınırı bölgesine gerçek bir duvar örüp, uyuşturucu sorununu bitireceğini ve aynı zamanda ABD sınırları içinde yaşayan, çoğunluğu Meksikalı olan 11 milyon göçmeni sınır dışı edeceği yönünde haberler oldukça dikkat çekmiştir. Tüm dünyada korku yaşatan ISID ve El Kaide terör örgütleriyle de ciddi bir mücadele içine gireceğine belirten Donald Trump’ın Müslümanları ülkeye almayacağı yönündeki söylemleri de oldukça tartışılmıştır. Ayrıca Cumhuriyetçi başkan adayının geçtiğimiz haftalarda Obama ve Clinton’ı IŞID kurucusu olarak suçladığını da hatırlatmakta fayda var. Donald Trump’ın ekonomi konusunda ön plana çıkarttığı gelişmeler ise mavi yaka ve beyaz Amerikalı işçi sınıfının yaşadığı problemler ile küçük-orta ölçekli sermayedarlar için de Çin mallarına gümrük vergisi uygulaması ön plana çıkmaktadır. Ayrıca Kurumlar vergisini %35 civarından %15 seviyelerine indireceğini de belirten başkan adayı, Nafta’yı(Kuzey Amerika Ülkeleri Serbest Ticaret Antlaşması) da gözden geçireceğini ve gerekirse bu birlikten ayrılacağını da ifade etmiştir, tabi birliğin içinde ABD’nin en önemli ticaret ortaklarından Kanada’nın ve Meksika’nın olduğunu belirtmekte de fayda olduğu görüşündeyiz. Büyük bir ticaret adamı olan Trump’ın, ticaret antlaşmalarındaki bu katı tavrı, seçim sonrası tekrar değerlendirilecektir.

Trump taraftarları, olası başkan adayının dobra bir karakter olduğunu ve halkın içinden biri gibi davranabildiğini söylüyorlar. Donald Trump’ın arkasında hiçbir devlet gücü olmadan sıfırdan yükselen bir iş adamı olması ve iş tecrübesinin seçmenlere güven verdiği de seçmenler tarafından ayrıca vurgulanmaktadır.

ABD tarihinin ilk kadın başkan adayı Hillary Clinton’ın, Donald Trump karşısında zorlandığı fakat son anketlerde %7 civarında bir fark ile önde olduğu görülmektedir. Son yapılan araştırma raporuna göre Demokrat parti kongresi sonrasında Clinton’ın%46  Donald Trump’ın ise %39 oranı ile yarışı sürdürdüğü belirtiliyor. Hillary Clinton başkanlık görevine seçilmesi durumunda kendisine başkan yardımcısı adayı olarak seçtiği Virginia Senatörü Tim Kaine, eski CIA başkanı Leon Panetta ve New York eski belediye Başkanı Michael Bloomberg ile çalışacağı açıklaması yapıldı.

Seçim kampanyası döneminde demokratlar tarafında en dikkat çekici durum ise, Demokrat parti içinde yapılan yazışmaların wikileaks tarafından kamuoyuna açıklanması ve 20 bin civarında yazışmanın paylaşılmasıydı. Yazışmaların temelinde Demokrat Parti yönetiminin, Demokrat Partinin iki adayı Bernie Sanders ve Hillary Clinton arasında eşit mesafede olması gerekirken, Hillary Clinton’a yakın bir görüntü sergilemesi  ve başkanlık için Hillary Clinton’ı ön plana çıkartmasıydı. Açıklanan yazışmalar sonrasında parti genel başkanı istifa etmiş, Hillary Clinton ise yazışmaların Rusya tarafından kamuoyuna sızdırıldığını belirtmiştir.

Clinton’un zor duruma düşüren bir diğer konu ise dış işleri bakanlığı döneminde son derece önemli ve gizli bilgileri içeren devlet yazışmalarını bakanlığa ait iletişim posta adresi yerine kendi kişisel mail adresinden yapmasıydı. ABD dış işleri bakanlığı Clinton’un kişisel mailinden gönderdiği 7000 sayfa e-maili kamuoyu ile paylaştı. Hillary Clinton ise 2015 yılında kongreye11 saat süren bir ifade verdi ve özel bir kongre tarafından da sorgulandı. Clinton’un güvenilirliğini sorgulayan bu talihsiz durum karsısında Amerikan basını bunun affedilmeyecek kadar büyük bir hata olduğu bildirmiş, Donald Trump ise Clinton’u yalancılıkla suçlamıştı.

Hillary Clinton 7 yıl süren dış işleri bakanlığında 119 ülke ziyaret etti ve dış işleri bakanlık tarihinin ülke ziyaret sayısı rekorunu kırdı. Hillary Clinton’ dış işleri döneminin en unutulmaz olaylarından biri de 2012 yılında Bingazi’de bulunan ABD büyükelçiliğinin militanlar tarafından basılması ve Amerikalı büyükelçi ile 3 büyükelçilik çalışanın öldürülmesiydi.

Ilımlı bir siyaset profili çizmeye çalışan Hillary Clinton devlet politikalarında da elde ettiği tecrübe ile Donald Trump’dan bir adım önde olabilir. Clinton’ın vaatleri arasında dikkat çeken konular ise ISID ile mücadele, Ortadoğu’da barış söylemleri, Avrupa’da yaşanan sığınmacı sorunu ve mortgage kredilerinde yapılandırma bulunuyor. Demokrat Parti Başkan adayının en ilginç vaatlerinden biri de ABD de 51. Bölge olarak bilinen, popüler kültürde de ufo hapishanesi olarak ün salmış bu alana keşif ekipleri gönderileceği ve ufo dosyalarının en derinine kadar açıklanacağını belirtmiş olmasıydı.

İki rakibin vergi politikalarına yönelik vaatlerini, hazırladığımız aşağıdaki tablodan inceleyebilirsiniz.

 

Forbes dergisinin iki adayın politikaları ile ilgili yaptığı karşılaştırmaya göre ABD ekonomisinin 2021 yılındaki olası rakamlarının karşılaştırmasını detaylı bir şekilde inceleyebiliyoruz. Paylaşılan tablo sırasıyla Gayri Safi Yurtiçi Hasıla(GSMH), hükümet bütçesi, istihdam, işsizlik rakamları, GSMH-bütçe rasyosu, konut fiyatları endeksi ve tüketici fiyatları endeksini vermektedir. Forbes’un yaptığı çalışmaya göre 2021 yılında, Clinton’un ekonomisi bir nebze daha önde gibi gözüküyor

 

Aşağıdaki grafikte ise 1960 yılından 2016 yılına kadar ABD başkan adaylarının aldığı finansal destek paylaşılmakta ve istisnasız olarak harcamaları yüksek olan adayın seçimi kazandığı görülmektedir.

 

Ayrıca iki başkan adayının twitter takipçi sayılarını incelediğimizde Donald Trump’ın takipçi sayısının, Hillary Clinton’ın takipçi sayısından %25 fazla olduğu görülmektedir. Bu durum Donald Trump’ın populeritesini gösteren farklı bir tablo olarak yorumlanabilir.

İlerleyen dönemde ABD seçimleri ile ilgili sizleri bilgilendirmeye devam edeceğiz fakat bu yazının sonunda sizlere siyasi seçimleri irdeleyen bir filmden bahsetmek istiyoruz. 2015 yapımı Our Brand is Crises ismiyle vizyona giren ve dilimize bizim adımız kriz olarak çevrilen film, bir grup Amerikalı politik danışmanın Bolivya başkanına seçimleri tekrar kazanabilmesi için yardım etmesini konu alıyor. Film seçimlere bakış açınızı bir nebze olsun değiştiriyor ve seçim yarışında başkan adayların nasıl yönlendirildiğini gözler önüne seriyor. ABD seçimleri öncesi filmi izlemenin çok daha keyifli olacağı düşüncesindeyiz.

All material presented herein is believed to be reliable but we cannot attest to its accuracy. Opinions expressed in these reports may change without prior notice. Alper Korkmaz and/or the staffs may or may not have investments in any funds cited above as well as economic interest. Alper Korkmaz can be reached at alper@alperkorkmaz.com

Trading foreign exchange on margin carries a high level of risk, and may not be suitable for all investors. The high degree of leverage can work against you as well as for you. Before deciding to trade foreign exchange you should carefully consider your investment objectives, level of experience, and risk appetite. The possibility exists that you could sustain a loss of some or all of your initial investment and therefore you should not invest money that you cannot afford to lose. You should be aware of all the risks associated with foreign exchange trading, and seek advice from an independent financial advisor if you have any doubts. Please read full risk warning.