Baron Rothschild

Fransız bir tefeci, Baron Rothschild’e gelip bir asile 10 bin frank borç verdiğini; fakat karşılığında herhangi bir borç senedi almadığını, adamın da İstanbul’a gittiğini söyler. Ne yapacağını sorar. Baron, “Ona yaz ve sana olan 70 bin frank borcunu geri vermesini söyle.” der. Adam “İyi de bana sadece 10 bin frank borcu var.” deyince Baron da “Elbette. O da zaten sana bunu yazacak, böylece senin de elinde senedin olacak!” şeklinde cevap verir.

 

——————————————————

İflas eden bir soylunun oğlu, Lord Rothschild’e bir mektup yazar, durumunu anlatır ve Lord’dan kendisine yardım etmesini ister. Lord Rothschild, genci ofisine çağırır, koluna takar ve beraber yürüyüşe çıkarlar. İngiltere Bankası’na ve Londra Borsasına uğrarlar. Lord Rothschild, delikanlıyı buralarda birkaç meşhur broker ve finansçı ile tanıştırır. Çıkışta ise gencin elini sıkar ve ona iyi şanslar diler. Delikanlı şaşırmıştır, üzüntü içinde “Bana yardım etmeyecek misiniz?” diye sorar. Lord “Sevgili dostum,” der, “eğer düşündüğüm kadar zekiysen ne yapacağını bilirsin.”. Genç düşünür ve sonunda mesajı alır. Koşarak Lord’un kendini tanıştırdığı finansçıların yanına gider ve onlardan kuracağı iş için kredi ister. Adamlar, Lord’un koluna girecek kadar samimi dostunu tabii ki kırmaz ve istediği krediyi hemen verirler.

Doğru ve Yanlış

Ben yaptım oldu.Benim dediğim ,yaptığım,söylediğim herşey doğru…Siz yanlış yoldasınız….

Günümüzde özellikle bugünlerde çok duyuyoruz.Burda yazacaklarımda bugün konuşulan konu ile hiç alakası yoktur.Siyasi veya dini gruplarla alakası yoktur…Kısa süre içinde duyacağımız bir finansçının iflası ile alakalıdır.
Doğru yada yanlış …Kime göre neye göre doğru…Dün doğru olan bugün yanlış olabilir mi?Bir insanın hayata bakış açısı değişir ise dün yanlış olan bugün doğru olur.Yoksa bakış açısı değişmediği sürece yanlışı her zaman yanlış olarak kalacaktır.

İdeallerimiz 
Hepimizin bağlı olduğu yada sevdiği kişi veya gruplar vardır.Çünkü insan bir yerlere ‘’ait ‘’ olmak ister.Her insanın bir amacı vardır.Amacına ulaşmak isteyen çabalar.Özbekistan’da duyduğum bir söz ‘’Savaşmadan ganimet alamazsın ‘’…Önce savaşacaksın sonra savaşı kazanacaksın sonra ganimeti ….

Her zaman dediğim gibi benim için önemli olan kişiler değildir sistemdir.Sistem devam ettiği sürece kişilerin değişmesi çok zarar vermez.
Hiçbir kimse alternatifsiz değildir.Vazgeçilmez değildir.Her kişinin bir alternatifi vardır.

Hazreti Nuh’un oğlu babasının peygamber olduğuna inanmadı.

Tarih boyunca iki yüzlüler her zaman olmuştur.Olmaya devam edecektir.Anlattığı ile yaşadığı dünya farklı olanlar ‘’iki yüzlüdür’’… Adaleti ile meşhur Hazreti Ömer’in bile valilerinden biri münafık iken daha ne denebilir ki…
Hayat devam ediyor.Doğru ve yanlış belli…Doğru iş yapan doğru insandır.Yanlış yapan yanlış insandır.Belki doğru dediğiniz kişiler yanlış yapınca üzeleceksiniz ama üzülmeyin…Çürük baştan çürüktür sonra kimse çürük olmaz.
Biz kötü olanları aramızdan çıkardık .Biz savaşımızı büyüttük bütün dünyaya savaş açtık.

 

Değerinin ölçüsü değer verdiklerin kadardır

Bir insanın değerini anlamak için değer verdiklerine bakmak gereklidir.

İşim gereği her zaman en kötüsünü planlayarak iş yapmak durumundayım.Düşünce olarak düşman olduğum farklı görüşlerdekilerle çalıştım.İşimin boyutu her zaman en kötüsüdür.Birde işin içinde düşmanlar olunca boyut dahada değişmektedir.Hiç sevmediklerimizden bile bazen çok şey öğreniriz.İşiniz ne olursa olsun bu dünyada en çok değerli olan ”bilgi”dir.Bilgiye ulaşabildiğiniz kadar güçlüsünüz.

Dünyanın neresinde olursanız olun düşmanınızı tanımaz iseniz dostunuzu bulamazsınız.Düşmanın hilelelerini bilmez iseniz belki düşmanınız ile bir zaman aynı safta yer alırsınız.

İşim gereği herşeye şüphe ile bakmak durumundayım.2008de  dünyada kriz olurken bende krizi yaşayan hatta krizin başlangıcı  olan nedenlerin içindeydim.

2008de kaybedince çok yakın dediğim bir dostum bana  2 madde söyledi.

1-Her insanın bir fiyatı vardır.

2-Her insan  yalan söyleyebilir.

Fiyat denilince para anlaşılmasın.Bizim dünyamızda herşeyin bir fiyatı vardır ama satın alma şekli farklıdır.Kimisi makama kimisi şöhrete meyillidir.

Benim saygı duyduklarım ‘’toprağın altında’’…

Düşmanını ve dostunu belirlediğin kadar güçlüsündür.Düşman kim dost kim….Osmanlı’nın son devrinde Mason olup din adamı olarak ortaya çıkanlar var idi.Daha kötüsü ne olabilir ki?

İşimiz gereği birçok şirketi yakından takip ediyoruz.İflas eden şirketlerin çoğunda gördüğüm en büyük anlaşmazlıkları ‘’kadın’’lar ortaya çıkarıyor.Rusya’da derler ki ;Her kadın her zaman daha fazlasını ister…

 

Şimdi birini neden tercih ediyorsunuz ?Ne özelliği var ne farkı var ?Tek sermayesi güzellik olan bir bayanın zengin paralı biri karşısındaki diyaloğunun bir bölümü….

 

Bir iş adamı gözünden bakarsak, sizinle evlenmek kötü bir fikir.

Detayları bir kenara bırakırsak, yapmaya çalıştığınız şey “güzellik” ile “para” ikilisini takas etmek:

A kişisi güzelliği sağlar, B kişisi de bunun için ödeme yapar, gayet adil. Fakat burada ölümcül bir problem var; sizin güzelliğiniz kaybolacak ama benim param iyi bir sebep olmadıkça tükenmeyecek. Aslına bakarsanız, benim gelirim yıldan yıla artabilir, ancak siz yıldan yıla güzelleşemezsiniz. Bu sebeple, ekonomik açıdan bakarsak, ben değer kazanan bir varlıkken siz değer kaybeden bir varlıksınız.

Hem de sıradan bir değer kaybı değil, katlanarak artan bir değer kaybı. Eğer güzellik sizin tek varlığınızsa, değeriniz 10 yıl sonra çok daha düşük olacak.
Wall Street’te kullandığımız bir terimden yola çıkarsak, sizin için “takas pozisyonu” diyebiliriz, “satın al ve bekle” değil. Sizi satın almak iyi bir fikir değil, bu sebeple ‘kiralamayı’ tercih ederim. Çünkü alışveriş değeri düşen bir şeyi uzun süre elde tutmak hiç de iyi bir fikir değil. Aynı şey sizin istediğiniz evlilik için de geçerli.
Söylediklerim size zalimce geliyorsa şöyle düşünün; tüm paramı kaybetseydim, beni terk etmez miydiniz? Aynı şekilde güzelliğinizi kaybettiğinizde, benim de çıkış yolunu bulmam lazım.
Yıllık geliri 500 bin doların üstünde olan insanlar aptal değil; ‘sizinle yalnızca çıkarız ama evlenmeyiz.’ Size, zengin bir adamla evlenme fikrini unutmanızı öneririm. Bu arada, yılda 500 bin dolar kazanan o zengin siz olabilirsiniz. Zira o kadar parayı kazanmak, zengin bir aptal bulabilme ihtimalinizden daha yüksek!

 

Neden seni tercih edeyim?Tercih edince ne kazanacağım ne kaybedeceğim….Her zaman sorulacak soru…

 

Büyük ve giderek güçlenen bir ekonomi: Türkiye

Türkiye’nin “Kredi Derecelendirme” kuruluşlarından olumsuz not almasının asıl sebebi, potansiyel gücünün çok yüksek olmasındandır. Küresel sermaye o kadar da güçlü bir Türkiye istemiyor; bu çok açık.

Döviz borcunun yükselmesi sonucu yükselen döviz kurları, işletmeleri döviz borçlarını ödeyemez hale getirir. Dövizle borçlanan ya da yatırım yapan işletme ve bankalar iflasa sürüklenir. Büyük darbe alan ekonomide; tüketici güvenini kaybeder tüketim azalır, mal ve hizmet fiyatları geriler, işletmeler faaliyetlerini durdurur, işsizlik yükselir…

İşte bu temel analiz ile Türkiye’nin notu “yatırım yapılabilir” seviyesine yükseltilmedi. Yükseltilen not ise gerçeği yansıtmıyor.

Bu görüş ekonomi için temel analizin başlangıcıdır. Temel analiz demek rakamlara bakmadan ekonomiyi yorumlamaktır.

Kısa süre önce G20 Zirvesi gerçekleşti. G20 zirvesi dünya ekonomisi için büyük bir gelişmedir. 20 ülkenin ekonomik kalkınma için ortaklaşa adımlar atması piyasalar tarafından dikkatle takip edilir.

Şimdi 2008’i başlangıç kabul ederek hem dünyaya hem de Türkiye’ye bakalım.

2008 yılında Amerika’da mortgage krizi ile Amerikan şirketlerinin iflası geldi. Ak Parti’nin kapatma davasının da olduğu günlerde Türkiye, hem Amerika’nın finansal kriziyle hem de siyasi tansiyonun yükselmesiyle mücadele eder konumdaydı.

Dolar/Türk Lirası, kısa sürede 1.2’den, 1.7’ye kadar yükselmişti. 1.5-1.7 arasında fiyatlanan döviz kuru oluştu.

2008 öncesi 30 milyar dolar olan reel sektörün borcu 110 milyar dolar  seviyesine yükselmişti.

Türkiye 2009’da %9 küçülüp, 2 yıl içinde%9 üzeri büyüme yakaladı.

Bu tabloya göre Amerikalı şirketlerin iflası ya da kamulaştırmaları gerçekleştirilirken Türkiye’nin de iflas etmesi gerekiyordu. Ama olmadı.

2011 yılında ise AB ekonomisinde iflaslar  başladı. Yunanistan ve Güney Kıbrıs iflas etti. İtalya, Portekiz ve İspanya borçlanamaz hale gelerek iflas noktasına yaklaştı. Euro cinsi varlıklar değer kaybederek teminat olarak bile kabul edilmedi. Avrupa Merkez Bankası, piyasaya müdahale ederek 3 yıllık bankalara limitsiz kredi verdi.

Şirketlerin borcu 200 milyar dolar seviyesindeyken, Türkiye büyüme gücünü kaybetmiş %3 büyüme yakalamıştı. Dolar/Türk Lirası bu dönemde 1.7-1.9 arasında fiyatlanmaya devam ediyordu.

Döviz borcu yükselen şirketlerin yüksek döviz kurundan etkilenmesi beklenirken büyüme hafif değer kaybetmiş, beklenildiği gibi iflaslar gelmemişti.

2013’un ikinci yarısında Amerika Merkez Bankası (FED) parasal genişlemeyi durduracağını açıkladı. Açıklamaların olduğu zamandan önce Türkiye’de ‘’Gezi Olayları’’ siyasi tansiyonu yükseltti.

Hem FED hem de Türkiye’nin iç dinamikleriyle Dolar/Türk Lirası 2.2’ye  yükseldi.

FED’in parasal genişlemeyi tamamen durdurmasına Hindistan, Japonya ve Brezilya ekonomi yöneticileri karşı çıkarken Euro bölgesi  “gerektiğinde müdahale edeceğiz” diyerek karşılık verdi. İngiltere’nin ise, sterlin faizlerini 50 baz puan yükseltmesi bekleniliyor. Kanada ekonomisi parasal genişlemeden ilk nasibini olan ülke oldu. Ülkede ekonomik göstergeler her geçen gün kötüleşmeye devam ediyor.

Amerika Eski Dışişleri Bakanı H. Kissinger’in 2011 yılında, “Çin’in dünya lider olması mümkün değil. Dünya lideri olması için tüm bölgelerine hakim olması gerekiyor” açıklamaları ile Avustralya ekonomisinden kriz sinyalleri gelmeye başlamıştı. Dünyaca ünlü yatırımcı G. Soros’un bu söylem üzerine Avustralya Dolarında satış pozisyonu alarak 2 yıl içinde 1 milyar dolar kâr elde ettiği, kısa süre önce Amerika sermaye piyasaları tarafından açıklanmıştı. 2011 Eylül’ünde AUD/USD  (Avustralya Doları) 1.06’dan, 0.86’a  kadar gerilemişti.

Tüm bu gelişmeler olurken Japonya depremi, Arap Baharı, Suriye iç savaşı ve son olarak da Ukrayna iç savaşı önemli ekonomik dengelerin değişmesine sebep oldu.

Sonuç olarak 2014 yılında G20 dönem başkanı olacak Türkiye ekonomisi tüm dünyanın dikkatini çekmektedir. 2008 finansal krizi sonrasında 3 defa G20 zirvesi gerçekleşti. En son Sidney’de yapılan toplantıda istenen sonuç çıkmadı.

Arap Baharı’ndan ve Suriye’nin iç savaşından en büyük faydayı sağlayan Rusya, son günlerde Ukrayna’da istediğini almış oldu. HSBC’nin Kazakistan’da bankacılık sektöründen çıkmasının nedenlerinden biri de Rusya’nın istediği bölgelere hakim olacak güce kavuşmasıdır.

Son olarak Kıbrıs’ın birleşmesi kaldı. İlerleyen günlerde Kıbrıs birleşirse Rusya savaşı biraz daha büyütmek isteyecek bir denge savaşına kadar girecektir.

Türkiye tüm bu dengeler kurulurken, hem iç hem dış dinamikler ile baskı altındadır. Dünyayı değiştiren ekonomik kriz Türkiye’yi değiştirecek kadar güçlü değildir. Türkiye büyük bir güç olmuştur.

Cesaret akılla işe yarar

 

 

Hedefi olmayan ,her şeye hedef olur.Para,akıl,cesaret,güçlü bağlantıların hiçbir önemi yoktur.Elbette hepsi gereklidir.Ama hepsinin ölçüsünü iyi ayarlayıp kontrol etmek büyük bir beceridir.

Dünya,hergün yeni bir güne başlamıyor aslında…Dünün devamıdır.Mezarlıklar vazgeçilmez insanlarla doludur.Hiçbir kimse vazgeçilmez değildir.Alternatifsiz değildir.Her kişinin bir alternatif vardır.Farklı olmak için farklı düşünmek,farklı yaşamak gerekmiyor.Bütün insanların tek bir amacı vardır.Yarın daha iyi şartlarda yaşamak…Oysaki yarın kimileri için olmayacaktır.Yarın diye bir şey yoktur.Yarına çıkmaya kimsenin senedi yoktur.Ama öyle insanlar var ki,öldükten sonra bile yarını kontrol edebilecek sistem kurmuştur.Yarın ne olacak bilinmez ama yarın için bir şey yapmayan içinde bir atasözümüz vardır.Leyleğin ömrü ‘’lak lak ‘’ ile geçermiş.

Kaybeden insanların her zaman bir bahanesi vardır.Çünkü onlar dünyanın yanlışlarnı düzeltmeye çalışırken yaptıkları ile yanlışlara bir tane daha yanlış eklemişlerdir.

Kimin kaybedip kimin kazanacağının bize göre çok önemi yoktur.Önemli olan savaşmaktır.Ne için ölüyor ne için yaşıyorsun ne için öldürüyorsun…

‘’İşte biz dünyayı değiştirmeye çalışmıyoruz.Bizden istenileni yapıyoruz.Kötü olanları aramızdan çıkardık.Ve O’nlara savaç açtık…1970’de Şili’de yaptığımız gibi….’’(H.K)

Chevron ,Ukrayna’ya yatırım yaparken Rusya karşı çıktı.Ukrayna ,AB ile yaklaşırken Rusya karşı çıktı.Rusya Suriye’de istediğini elde ederken,NSA ve dinlenmeyi ortaya çıkaran Snowden’i koruyarak bir zader daha elde etti.Şimdide Ukrayna’da…

Amerika 2004den beridir bu topraklarda kaybediyor.

Türkiye’de gündem olan her grup kaybediyor.Kim kazanıyor ?Kimin kazandığına iyi bakmak lazım.

Biz ekmeğimizi bile sessizlik içinde yiyenlerdeniz…(H.K- Toronto) 

 

Var olmak ile varlıklı olmak arasındaki büyük farkı gören,’’önemli’’ yerine ‘’değerli’’ olmayı tercih eden,bir şeyin fiyatından önce onun değerini düşünen,’’insan’’ olduğumuzu hatırlatan,’’Karanlıktaysan,gölgen bile seni terk eder ! ‘’ diyen…

‘’Zenginlik nedir?’’ sorusuna  ‘’Servetini kaybettiğinde geride kalandır’ ‘’ cevabını verebilen,

‘’kaybettiğinde değil,vazgçetiğinde yenilirsin ‘’ gerçeğini hatırlatan,’’körler çarşısında ayna satma,sağırlar çarşısında gazel atma ‘’ nasihatini tutan,iyiliği yaşayan ve yaşatan iç dünyasına özendiği kadar topluma da titizlenen,yaşadığı döneme değer katan,aktif iyi olan,hayatın tanıklığını yapan,yıllar içinde oluşan bilgi ve tercübelerini cömertçe paylaşan,

Yolun kalıcı,yolcunun gidici olduğuna inanmış,’’Yol olmayan yerden git ki iz bırak ! ‘’ deme cesaretini gösteren,yollar açan,ardından ‘’ iyi ki yaşadın ‘’ dedirten,şairin ‘’Aldığımız nefesi bile geri veriyosak,hiçbirşey bizim değil ‘’ mısarasındaki inceliğe uyanmış,artık biliyorum ;’’sadece yaşamak ‘’ insana yetmiyor ,diyebilen….

İnsanı ‘’düşünen ‘’ ve düşündürten ‘’ büyük insana…

 

 

 

 

 

 

Toplam 22 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...1020...Son »

All material presented herein is believed to be reliable but we cannot attest to its accuracy. Opinions expressed in these reports may change without prior notice. Alper Korkmaz and/or the staffs may or may not have investments in any funds cited above as well as economic interest. Alper Korkmaz can be reached at alper@alperkorkmaz.com

Trading foreign exchange on margin carries a high level of risk, and may not be suitable for all investors. The high degree of leverage can work against you as well as for you. Before deciding to trade foreign exchange you should carefully consider your investment objectives, level of experience, and risk appetite. The possibility exists that you could sustain a loss of some or all of your initial investment and therefore you should not invest money that you cannot afford to lose. You should be aware of all the risks associated with foreign exchange trading, and seek advice from an independent financial advisor if you have any doubts. Please read full risk warning.