Rusya ve Dengeler

Sovyetler sonrası Rusya Yeltsin ile özelleştirmeler yaparak Amerikan menşeli zenginler ortaya çıkardı. Amerika dünyayı korku yönetti. Fakat kimse beklemezken Sovyetler dağıldı. Dağılma ile pastadan en büyük payı Amerika destekli Rus işadamları aldı. Fakat imparatorlukları kısa sürdü. Oyunu Putin bozdu. Silah için Henry Kissinger ,  para için G. Soros  desteği kısa sürede Rusya’da Amerika çıkarları için ticaret başlamıştı.

 

Putin oyunu bozarken , Amerika desteği alan iş adamlarını hapse attı kaçanlarda oldu. Kaçan işadamları İngiltere’nin yolunu tutarak , Putin’in savaş yanlısı politika izlediğini dünyaya anlatmak sempati kazanmak için popüler işlere giriştiler. Futbol takımı alanlar mesela…

 

Son 12 yılda dengeler değişmeye başladı. 2001 olayları, 2008 mortgage krizi ve AB’de yaşanan finansal kriz Rusya’nın gücünü artırdı.

 

Son olarak Yunanistan seçimlerinde kazanan Rusya oldu. Rusya bölgede gücünü artırmaya devam ediyor. Suriye’ye girilmesine engel olan Rusya’dır.

 

Ukrayna ile Asya’dan Avrupa’ya geçiş trafiğini Rusya’ya kaptıran Amerika  yaptırımlar ile ceza vermeye çalışırken , İran’ın nükleer anlaşması da  Rusya’ya karşı bir hamledir.

 

BRICS ve AAYB , Amerika’ya karşı büyük bir hamledir. Dengeler yeniden kurulurken dünya anladı ki Türkiye bölgenin büyük gücüdür.

 

S.Arabistan’ın Yemen’e hava saldırısı ise İran’a karşı ABD’nin hamlesi olurken aynı hava saldırısı S. Arabistan kralının da  ABD karşı bağlılığının işaretidir. Bölgede mezhep savaşı yaşanırken ABD İran problemi ile cephesini küçültmek istiyor. Fakat ABD Kaya gazı  S. Arabistan ‘ın daha çok petrol üretip fiyatları düşürüp kaya gazını bir süre daha ertelemesine sebep olabileceğini hesaplarken aynı durum Rusya için de olumsuzdur.

 

ABD cepheyi genişletti. Enerji şirketleri bu savaşa son verecektir. Rusya’nın güney akım projesi dengeleri biraz daha sarsacaktır. Pastadan payını almak isteyen İngiltere ve İngiliz şirketleri hem Rusya hemde S. Arabistan tarafında denge aramaktadır. İngiltere’nin AB ‘den çıkarız söylemleri ABD’ye karşı alınan tavır olarak yorumlanabilir.

 

Bölgede hüküm sürmek isteyen seçimlerde renklerini belli edeceklerdir. Tahminimce yine tek partili iktidar gelecektir. Yine tahminlerime göre şu an muhalefette yer alan partiler  değer kaybederek Ak partiyi daha güçlü hale getireceklerdir. HDP’nin ise barajı geçeceğini tahmin ediyorum. Muhalefet partilerinden CHP %20’in altında MHP’nin ise %11-13 arasına gerilemesini bekliyorum.

 

Enerji şirketleri büyük resme bakarak Türkiye’ye seçim yatırımı yapmayı düşünüyorlar ise oy oranları bu şekilde olabilir.

 

Önemli iki gelişmeyi her zaman bilgi olarak kullanmalıdır.

 

 

 

 

Çin’in girişimiyle kurulma çalışmaları devam eden, Türkiye’nin de üyelik başvurusu yaptığı Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın (AAYB), Asya ülkelerinin kalkınma ve altyapı yatırımlarının finansmanı açısından, Japonya ve ABD’nin büyük hissedarı olduğu Asya Kalkınma Bankası karşısında ‘yeni oyun kurucu‘ olacaktır.

Dünya Bankası’na alternatif olarak görülen Yeni Kalkınma Bankası’nın duyurusu 2013’te yapılmış, Haziran 2014’te Brezilya’nın Fortaleza kentindeki toplantıda da imzalar atılmıştı.

Dünya nüfusunun yüzde 45′ini kapsayan BRICS’in dönem başkanlığı 1 Nisan’dan itibaren Rusya’ya geçmişti.

Anlaşma Sonrası İran Ekonomisi

 

 

 

Nükleer müzakerelerde İran ve Batı ülkeleri arasında ‘siyasi çerçeve anlaşması’ perşembe günü sağlandı. Anlaşmanın taslağı yazılmaya başlanacak ve tüm şartlar yerine getirilirse 30 Haziran’da nihai anlaşma imzalanacak.

ABD Başkanı Barack Obama varılan anlaşmayla ilgili yaptığı açıklamada, “Bu iyi ve tarihi bir uzlaşmadır. Eğer nihai bir anlaşma sağlanırsa dünya daha güvenli bir hale gelecek. İran’ın artık nükleer silah elde etme fırsatı olmayacak. Eğer İran anlaşmaya uyarsa İran’a yönelik ABD ve BM yaptırımları aşama aşama kalkacak, aksi olursa yaptırımlar tekrar yürürlüğe girecek” demişti.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, İran ile 5+1 ülkeleri arasında yürütülen nükleer müzakerelerde kilit konulara çözüm bulunduğunu ve taslak hazırlamaya başladıklarını duyurmuştu.

 

30 Haziran Sonrası İran Ekonomisi

 

 

Dünya ham petrolünün yüzde 35′i Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. Bu bilgiyi her zaman kullanmalıyız.

Eski CIA görevlisi ve Amerikan Güvenlik Merkezi uzmanı Elizabeth Rosenberg, geçtiğimiz yıl ‘’Gelişmekte olan pazarlar için İran ekonomisi çok önemli bir yere sahip. Genç nüfus ve ucuz üretim maliyetleri gibi uluslararası şirketlerin iştahını kabartan faktörlerin yanı sıra bazı çekinceler de var. Mesela, nükleer faaliyetler devam ediyor mu diye. İnsan hakları ihlalleri ve terör konularındaki ihlaller, yabancı yatırımcıların çekindiği unsurlar. Amerikalı şirketler yaptırımlar kalktığında ülkeye ilk girecek şirketler değil. Asya var, Avrupa var. ‘’ analizinde bulunmuştu.

Fortune dergisinde yer analize göre ambargonun kalkması ile ABD ve Avrupa’lı dev şirketler İran’a yatırımlara başlayacak.

 

Petrol

İran’ın dünya güçleri ile nükleer program ile ilgili vardığı uzlaşı OPEC üyesi ülkeyi petrol üretimini yeniden canlandırmaya bir adım daha yaklaştırdı. İran’ın petrol üretimi uygulanan yaptırımlarda sekteye uğramıştı.

UBS AG ve Commerzbank AG’ye göre Perşembe günü sağlanan öncü uzlaşı, İran’ın aylar içinde varılacak nihai anlaşma ile petrol ihracatlarına yeniden başlayabileceği sinyali verdi. İran’ın yurtdışına yaptığı petrol sevkiyatları 2012 yılı ortasından bu yana uygulanan yaptırımlar dolayısıyla yüzde 50 geriledi.

 

İran’ın küresel petrol piyasasına dönüşü petrol fiyatlarındaki toparlanmayı tehdit ediyor. Zira petrol piyasası, ABD’nin artan kaya petrolü üretimi ile arz fazlası sorunu yaşıyor. İran ile uzlaşıya varıldığı duyurusunun yapılmasından dakikalar sonra Brent petrol yüzde 5.4 kadar geriledi.

 

Havayolu

 

Ambargonun hafifletilmesi, sonrasında tamamen kaldırılması ve İran’ın 35 sene sonra yeniden dünya sistemine entegre olması halinde, Iran Air’in hızlı bir gelişim içerisine gireceği söylenebilir.

Önce filonun yenilenmesi, ardından uçuş ağının genişletilmesi ile şirket, kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecinden geçebilir.

 

 

 

Ambargonun kalkması ile İran ekonomisini büyümeye başlayacaktır. Özellikle petrol üreticisi olan ülkenin kalkınması daha kolay olacaktır.

Çin gibi döviz giriş-çıkışı belki bir süre daha kontrol altında tutulabilir. Fakat İran’In para birimi İran Riyal’i %50 üzerinde değer kazanabilir. Bu durumda İran Tahran Borsasına yabancı yatırımcılar giriş yapacaktır.

Riyal’in değer kazanması ile İran halkının alım gücü artacaktır. Gayrimenkul ve İlaç sektörü ülkenin kalkınmasını büyük destek verecektir. ABD ve İngiliz enerji şirketlerinden henüz bir görüş açıklanmazken bence İran ABD’li dev şirketleri ülkeye çekecek tekliflerde bulunacaktır.

Brent Petrolü bu anlaşma ile 35 dolar seviyesine inebilir. Düşük petrol fiyatları özellikle Iran Air için olumlu olup ülkenin en büyük şirketleri arasına girebilir. Ülkenin en değerli şirketleri petrol ve finans şirketleri olacaktır.

 

30 Haziran’da Anlaşma Olmaz İse

 

İran son 2 yıldır ambargonun kalkması için girişimde bulunduğunu gözlemliyoruz. İran  küçük önemsiz gördüğü konularda taviz verebilir. ABD ve diğer ülkeler baskıyı artırmak isterse dünyaya İran’a yaptırımlar keyfi olarak sunulur ki bu riske gireceklerini sanmıyorum. Ayrıca ambargonun kalkması diğer ülkeler için ekonomik bir katkı sağlayacaktır.

Şayet şartlar değişir anlaşma sağlanamaz ise günün gündemine göre değişik krizler ortaya çıkacaktır.

Yemen konusunda , S.Arabistan’ın yanında olan Türkiye asla İran’dan vazgeçemez. İran ekonomisinden gelecek milyarlarca dolardan en büyük payı Türkiye alacaktır. Bu fırsatı kaçıracak siyasi sert bir adım beklemiyorum.

S.Arabistan’ın Yemen hamlesi , Arabistan halkı için bir gösterge idi. Yemen sorunu çok fazla gündemde tutulamaz. Yeni Kral’ın güç gösterisi idi.

Konuyu tam anlamak için bu yazıyı okuyunuz.

http://alperfx.com/s-arabistan-ve-petrol.html

 

İran Ekonomisi Türkiye’ye Büyük Destek Verir

 

İran’ın zenginleşmesi Türkiye için gayrimenkul fiyatlarının  biraz daha yükselmesi demektir. İran’da zenginleşen halk en yakın güvenli ülke olan Türkiye’ye yatırım yapmaya başlayacaktır. Yeni enerji anlaşmaları, taşımacılık, tekstil, gayrimenkul ,finans ve ilaç sektörü İran ile büyüyecektir.

 

Türkiye ve Kazakistan’da Gayrimenkul Yatırımları için iletişime geçebilirsiniz.

 

alper@alperkorkmaz.com

 

Güçlü Türk Lirası için Uzun Vadeli Borçlanma Şart

2008 sonra  Amerika Merkez Bankası  (FED ) önce faizi sıfırlamış, sonra da piyasalardan devlet tahvili ve ipoteklere dayalı tahvilleri alarak yatırımcıları hisse senedi, şirket tahvilleri gibi daha riskli yatırımlara yönelmesini sağlamıştı. Aynı durum bugünlerde Avrupa MB ( ECB) yapmaktadır.

FED’in yıl içinde faiz artırmasını beklemiyorum. Faiz artışı 2016’ın ikinci çeyreğinden sonra gerçekleşmesini bekliyorum. FED’in faiz artırım sinyalini vermesi piyasaların gelecek risklere karşı uyarmaktır. FED her toplantıda faizlerin ‘’ekonomik verilere bağlı olduğunu’’ belirtiyor. Ekonomik durum iyileşmediği sürece faizler artırılmayacaktır.

Dünyanın en büyük ekonomi olan ABD’nin merkez bankası 7 yıl önce tasarruf sahiplerini riskli varlıklara yönlendirmesi Türkiye için alınması gereken en büyük derstir.

 

Türkiye’de,  tasarruflar yatırımlara göre düşük bir orandadır. Tasarruf ile yatırım arasındaki fark cari açıktır. Bu fark diğer ülkelerdeki tasarrufların ülkeye çekilmesi durumunda cari açığı ortaya çıkartacaktır. Döviz ile borçlanarak yatırım yapmaya cari açık finansmanı diyoruz.

Döviz ile borçlanabilecek para birimleri gelişmiş ülkelerin para birimlerinin olması dikkat çekilmesi gereken bir konudur. Herhangi bir ülkenin Türk Lirası cinsinden 30 yıllığına borçlanmaya gittiğini duyamayız. Borçlanma aracının güvenli olması gerekmektedir. Sadece güvenli olması da yetmiyor.  Tasarruf sahibi öncelikli olarak yatırımının erimemesini ister. Daha sonra elde edeceği kar miktarını hesaplar. Elde edeceği kar miktarı tasarruf sahibinin risk algısına göre çeşitli yatırım araçlarında değerlendirilir. Faiz oranları işte bu nedenle önemlidir.

Dolar, Euro, Japon Yeni, İsviçre Frangı ile 10 yıl ve üzeri borçlanmaya gidebiliriz. Türkiye’de bankaların gelir kaynaklarından en büyüğü kur farkından gelmektedir. Kur risklerini zaten yurtdışında hedge ediyorlar.

Kısa süre önce İsviçre Merkez Bankası faiz oranlarını düşürerek sabit kur politikasından vazgeçtiğinde özellik Doğu Avrupa ülkelerinde büyük sorunlar ortaya çıkmıştı. Aynı durum ülkemizde olan binlerce kişiyi de etkiledi.  İsviçre Frangı üzerinden kredi kullananların aylık ödemeleri kısa sürede gelirlerinin üstünde olunca büyük zararlar ortaya çıktı. Aynı durum 2-3 yıl önce Japon Yeninde de olmuştu.

CHF/TRY İsviçre Frangı yıl içinde Türk Lirası karşısında 2 seviyesinden 2,7e yükseldi. Aylık 1000 CHF ödemesi olan kişilerinin ödemeleri aynı gün içinde %35 yükseldi.

Türk Lirası cinsinden uzun vadeli kredi bulmak çok zor. TL üzerinden gelir elde eden şirketlerin bir şekilde kur ile karşı karşıya geldiklerini gözlemliyoruz.  Hem Türk Lirasının uzun vadeli borçlanmak için yetersiz oluşu hem de iç dinamikler ( faiz, politika, ekonomi vb.)  işletmelerinin büyük sorunları arasındadır.

Likidite sorununu çözemeyen işletmeler uzun dönemli ekonomiye katkı sağlayamıyor.

Gelişmiş ekonomiler yeni yatırımlar için borçlanmaya gidiyorlar. Her kişinin ihtiyacı farklı olduğu için borsalar yatırımcıları buluşturan bir noktadır. Fakat her işletmeninde borsalar yolu ile ortak bulması zordur. ABD ve İngiltere’de küçük ölçekli şirketler için borsalar olmuş olsa da ülkemizde bu tür organizasyon zordur. Ülkemizde 100 milyon tl’nin altında halka açık onlarca şirket vardır. Değeri milyar olanların ise kar dağıtım politikası , gelişmiş ülkelere göre yetersizdir. İşte bu nedenle ülkemize gelen fonlar fiyat hareketlerinden kar elde etmeye çalışmaktadır.

Ülkeye giren fonlar kalıcı ve pozitif etki için değil geçici korku anında bir silah olarak kullanılıyor.

 

ABD’de 2008’de gayrimenkul şirketleri sermaye arayışı içinde olurken;  2012 yılından itibaren maden, 2014 haziran ayından beridir enerji şirketleri sermaye arayışı içindedir. Düşen altın ve petrol fiyatları şirketlerin kar marjını etkilediği için yeni yatırımlardan vazgeçme yada mevcut yatırımlarındaki hisseleri satmaya kadar işler ilerlemiştir.

 

Türkiye’de ise sermaye arayışı her sektörde mevcuttur. Kar marjının düşük olması her sektörünün kendine has problemler ile çabalamasından kaynaklanmaktadır.

 

Sermaye korkaktır. En ufak bir tıkırtıda bile korkar. Sermayeye ihtiyacı olanlar ile fon fazlası olanların buluştuğu bir platform Türkiye’yi daha ileri seviyeye taşıyacaktır.

 

Döviz- Emtia Analizi

 

 

Borsa İstanbul 100 endeksi  Salı günü 82000 seviyesinden %2 kayıpla günü kapattı. 80800 seviyesi destek olan endeks de  84700 direnç olarak karşımıza çıkmaktadır. Endeks de şu an geri çekilmeler alım fırsatı olarak değerlendirilebilir.

USD/TRY ( Dolar/Türk Lirası) 2,55’den fiyatlanıyor. 2,525 ilk önemli destek noktasıdır. Bu seviyeye kadar geri çekilme görebiliriz. Uzun vade kur 2,7 seviyesini hedefliyor görüşündeyim.

EUR/TRY ( Euro/Türk Lirası ) 2,788den işlem görüyor. EUR/USD paritesinin kısa süreli 1,11 isteği kuru etkiliyor.  Kurun 2,77- 2,82  arasında fiyatlanmasını bekliyorum.

 

EUR/USD kısa süreli 1,11 isteği var. Fakat bu durum kalıcı görünmüyor. Paritede yıl içinde 1,02 seviyesini göreceğimizi tahmin ediyorum.

GBP/USD 1,48 seviyesinin üzerinde kalıcı hareket yapamıyor.  Sterlinin ilerleyen günlerde 1,48in altında kalıcı fiyatlanma yaparak 1,42e gerilmesini bekliyorum. 1,51 önemli direnç noktasıdır. 1,48’in üzeri 1,42 dinamikler geçerli olduğu sürece satış fırsatı olarak değerlendiriyorum.

Ham Petrol fiyatları 47,4 seviyesinden fiyatlanıyor. 48,4 direnç seviyesini geçerek 54  dolar seviyesine yükselmesini bekliyorum. Haftaya ABD tarafından  açıklanacak veriler petrolü yukarı taşıyabilir.

XAU/USD Altın fiyatları 1193 dolardan fiyatlanıyor. 1220 hedefli alım için fırsat olduğuna inanıyorum.

 

Link

 

Sermaye

Son global krizde ABD’de 1000’in üzerinde banka battı ama hiçbiri toplamda bile bir Lehman Brothers etkisi yapmadı.

 

 

Bütün dünya etkilendi. Küçük- büyük her kişi her işletme bu krizden nasibini aldı. Dünyada 3 trilyon dolarlık üretim kaybı oldu, ABD ve AB’de 13 milyon kişi işini kaybetti,

ABD’de hisse senetlerinin piyasa değeri 11 trilyon $ geriledi, bankalar 2 trilyon $ zarar açıkladı.  Citigroup’un piyasa değeri 273 milyar dolar’dan 6 milyar dolar’a kadar indi bugün 160 milyar dolar değerindedir. Gelişmiş  ekonomilerinin kamu borcu %83’ünden %120’sine çıktı.

 

Bir işletmenin  kırılganlığın tüm sektörü etkilememesine dikkat edilmeli. Bunun bir yolu

kaldıraç ya da borçluluk düzeylerinin aşırıya kaçmasına izin verilmemesi.

Çünkü borcunu ödeyemeyen borcu nispetinde alacaklılarına zarar veriyor.

 

Türkiye’de bankalar 1 TL kredi batırınca kredilerini 8 TL azaltmak zorunda iken Avrupa’da 1 Euro’luk batık kredileri 30 Euro azaltıyor.

 

ABD kaldıraç faktörünün önüne önce vadeli işlemler piyasası ile geçti. Daha sonra tüm finansal sektörde kaldıraç oranları makul seviyeye çekildi.

 

Gelişmiş ekonomiler yeni yatırımlar için borçlanmaya gidiyorlar. Her kişinin ihtiyacı farklı olduğu için borsalar yatırımcıları buluşturan bir noktadır. Fakat her işletmeninde borsalar yolu ile ortak bulması zordur. ABD ve İngiltere’de küçük ölçekli şirketler için borsalar olmuş olsa da ülkemizde bu tür organizasyon zordur. Ülkemizde 100 milyon tl’nin altında halka açık onlarca şirket vardır. Değeri milyar olanların ise kar dağıtım politikası , gelişmiş ülkelere göre yetersizdir. İşte bu nedenle ülkemize gelen fonlar fiyat hareketlerinden kar elde etmeye çalışmaktadır.

Ülkeye giren fonlar kalıcı ve pozitif etki için değil geçici korku anında bir silah olarak kullanılıyor.

 

ABD’de 2008’de gayrimenkul şirketleri sermaye arayışı içinde olurken;  2012 yılından itibaren maden, 2014 haziran ayından beridir enerji şirketleri sermaye arayışı içindedir. Düşen altın ve petrol fiyatları şirketlerin kar marjını etkilediği için yeni yatırımlardan vazgeçme yada mevcut yatırımlarındaki hisseleri satmaya kadar işler ilerlemiştir.

 

Türkiye’de ise sermaye arayışı her sektörde mevcuttur. Kar marjının düşük olması her sektörünün kendine has problemler ile çabalamasından kaynaklanmaktadır.

 

Sermaye korkaktır. En ufak bir tıkırtıda bile korkar. Sermayeye ihtiyacı olanlar ile fon fazlası olanların buluştuğu bir platform Türkiye’yi daha ileri seviyeye taşıyacaktır.

 

 

Link

S.Arabistan ve Petrol

 

 

Suudi Arabistan’ın en büyük gelir kaynağı petrol üretiminden elde edilmektedir. S.Arabistan için petrol ; 2014’in ikinci yarısından itibaren Rusya’nın izlediği politikalar sonucu gelen yaptırımlar ile  , Suudi Arabistan için bir zenginlik aracı olmaktan çıkıp büyük sorunların kaynağı olmuştur. Suudi Arabistan’ın devlet gelirinin 2015 yılında 190 milyar dolar olarak gerçekleşmesi beklenirken, harcamaların 229 milyar dolar civarında olacağı tahmin edilmektedir. Yani Suudi Arap bütçesindeki açığın 2015 yılı için yaklaşık 35 milyar dolar civarında olması beklenmektedir.

 

Petrol fiyatları neye göre belirleniyor

Enerji Şirketleri yeni dengeler pesinde

Enerji Şirketleri yeni dengeler kuruyor ya Türkiye

Kısa süre önce vefat eden Kral Abdulaziz’in 9,6 milyon varil üretim sözü ülke ekonomisi için büyük zarar  teşkil etmektedir. Ayrıca Suriye ve Yemen’de devam  eden siyasi kriz Kral Salman’ın sorunları arasındadır.

Petrol fiyatları , uzun bir süre daha düşmeye veya yatay kalmaya devam ettiği takdirde, Suudi ekonomisi önemli buhranlarla karşılaşabilecektir.

İran’ın nükleer sorunu,  Suriye’de devam eden iç karışıklık, Yemen’de İran’ın siyasi gücü S. Arabistan için sorun teşkil etmektedir. ABD’nin müttefiği olan Arabistan , İsrail ile irtibata geçmesi beklenilmektedir.

 

 

 

 

ABD’nin kaya gazı petrol üretimi,  fiyatların düşmesi ile  yavaşlama sinyali veriyor.

 

EIA, ABD kaya gazı petrolü üretiminin Nisan ayında 4 yıldan uzun bir sürenin en yavaş artışını kaydetmesinin beklendiğini açıkladı. Hizmet veren sondaj makinelerinin sayısı Aralık ayından bu yana yüzde 41 düşürüldü.

Petrol fiyatları Haziran ayından bu güne kadar  yüzde 50’den fazla geriledi. Şirketlerin 27 Şubat itibarıyla ABD stoklarında 444.4 milyon varil petrol stoku bulunuyor. Stoklar 1982’den bu yana en yüksek seviyededir.

 

ABD Emtia Vadeli İşlemleri Komisyonu’nun verilerine göre spekülatörler, Batı Teksas  ham petrol (WTI) için net uzun pozisyonlarını 3 Mart itibarıyla haftada yüzde 19 düşürdüler. Petrolde düşüş beklentisi ile açılan satış pozisyonları üst üste ikinci haftada da rekor seviyeye yükseldi.

 

wti

 

 

 

 

 

 

 

Petrol üreticileri, üretimi düşürmek için harcamaları azaltırken, sondaj makinelerini askıya alıyorlar. ABD hükümeti petrol üretimini bu yıl kırk yılın en yüksek seviyesine ulaşacağı tahmininde bulunuyor. Şirketlerin üretimi düşürmek için aldıkları önlemlerin şimdiye kadar az bir etkisi oldu. ABD petrol stoklar 27 Şubat’ta sona eren haftada 10.3 milyon varil genişleyerek 2001’den bu yana en artışı gösterdi.

 

 

Amerikalı enerji şirketlerinin, ABD ile Serbest Ticaret Anlaşması bulunmayan ülkelere doğalgaz ihraç etmek için ABD Enerji Bakanlığı’ndan onay alma zorunluluğu bulunuyor. Ülkede gelecek yıl yapılacak başkanlık seçimleri sonrasında Cumhuriyetçi partinin bu onay sürecini hızlandırmak ve ABD’nin dünya doğalgaz piyasasında daha aktif yer alması sağlamak için çalışmalar yapması bekleniyor.

 

İlerleyen günlerde petrol düşmeye devam edebilir. Ham petrol ( WTI ) 30, Brent tipi petrol 35 dolar seviyesine inebilir.

 

wti1

 

Crude Oil ( WTI)

 

Long Term

Resistance :  $58

Support:   $41

Target : $30

 

WTİ30

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

brent2

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Brent

Long Term

Resistance : $66

Support: $49

Target : $35

 

 

brent35

 

İran Üzerinde Baskı

İran ve para transferi konusunda İngiliz medyası baskıya başladı.  Söz konusu haberler İran para trafiğini kontrol etmek için baskı oluşacağının bir göstergesidir.

Haberler

——-

 

İran ile nihai bir anlaşma için koyulan son tarih olan 30 Haziran’a kadar sonuç alınıp alınamayacağı konusuna da değinen Obama, “Anlaşmanın olup olmayacağını İran’ın sıkı denetimleri kabul edip etmeyeceği belirleyecek” dedi.

Obama sözlerine şöyle devam etti:

“Eğer denetimi kabul ederlerse, İran’ın nükleer programı üzerindeki en etkin kontrol mekanizması kurulmuş olacak. Olası bir askeri müdahaleden, İsrail’in askeri müdahale ihtimallerinden ve hatta yaptırımlardan daha etkin bir mekanizma.”

 

———-

 

 

 

Independent gazetesinde ise İngiltere’nin 2008 krizinin ardından toparlanan emlak piyasasının karanlık bir yüzü olduğu vurgulanıyor ve sektörün kara para aklamak isteyenler tarafından sıkça kullanıldığını belirtiyor.

Dünyanın dört bir yanında haksız kazanç elde etmiş birçok insanın Londra emlak piyasasına milyarlarca pound getirdiği vurgulanıyor.

Çok sayıda konut satışının paravan şirketler aracılığıyla yapıldığı da ifade edilen haberde, gerçek sahibinin kim olduğu bilinmeyen konut sayısının sadece Londra’da 36 binin üzerinede olduğu da vurgulanıyor.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün yürüttüğü çalışmaya dayanan haber şöyle devam ediyor:

“Kara para aklamak isteyenlerin Londra emlak piyasasına yönelmesi, konut fiyatlarındaki hızlı yükselişi de körüklüyor.”

——-

 

 

 

İsrail sürekli olarak tehditlere maruz kalan bir ülke.  İsrail’i ortadan kaldırmaya kararlı olanlar var. O nedenle İsrail halkının İran ile üzerinde uzlaşılacak nükleer program anlaşmasından kesin ve net güvenceler istemesini anlayışla karşılamak gerekiyor. (Daily Telegraph)

Toplam 26 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...1020...Son »

All material presented herein is believed to be reliable but we cannot attest to its accuracy. Opinions expressed in these reports may change without prior notice. Alper Korkmaz and/or the staffs may or may not have investments in any funds cited above as well as economic interest. Alper Korkmaz can be reached at alper@alperkorkmaz.com

Trading foreign exchange on margin carries a high level of risk, and may not be suitable for all investors. The high degree of leverage can work against you as well as for you. Before deciding to trade foreign exchange you should carefully consider your investment objectives, level of experience, and risk appetite. The possibility exists that you could sustain a loss of some or all of your initial investment and therefore you should not invest money that you cannot afford to lose. You should be aware of all the risks associated with foreign exchange trading, and seek advice from an independent financial advisor if you have any doubts. Please read full risk warning.